| ||||||||||
| ||||||||||
GALERİEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLARÖNEMLİ LİNKLER |
Ceketimin Cebinde Biriken Kartvizitler...16 Nisan 2010, 11:45 CEKETİMİN CEBİNDE BİRİKEN KARTVİZİTLER… Öztürk Tatar ( e-posta: tatar8@mail.com) 13.04.2010 Yazarken zorlandığım ve yazmaya mecbur bırakıldığım, bu yazı için Ümit Kaftancıoğlu’nun dostlarından ve sevenlerinden binlerce kez özür dilerim… “Gitsem ayrılık, kalsam çöl olur…” “Konuşsam dilim yanar…” Sussam “İçimde ölen biri var…” En yakınımdan en uzağıma, uçurum derinliği kadar yaşadığım derin yalnızlıklar. En önemlisi algılama ve duygudaşlık yeteneğinin yoksulluğunu yaşayan halden anlamaz ve utanmaz kullar. “Düşte gör, düşte gör Ummana düşte gör…” *** 10 Nisan 2010 cumartesi gecesi Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde Kaftancıoğlu adına dolu dolu bir gece yaşandığına inanıyorum. Katılımcı dostlarında bakışları ve yorumları bu yönde idi. Hele hele onlarca insanın, (yoğunluktan dolayı) içeri giremeyip geri dönmesi, sesimin kimi zaman yer bulmadığı ve havada asılı kaldığını anımsattı bana. Ki… Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması ve Anma gecesinin heyecanı yalnızca İstanbul’da yaşanmadı. Yurt içinden ve yurt dışından yüzlerce mesaj ulaştı… “Bir Garip…” adlı belgeselin fragmanını (internet üzerinden) binlerce insan izledi ve paylaştı. Telefonla bana ulaşarak; “Kardeşim sen bizim içimizi bir daha yaktın. Ağlattın bizi”… Diyen birçok insan aradı… Tabii ki amacım insanların acılarını yeniden açmak, ağlatmak ve gözyaşı döktürmek değildi.(Yıllardır hep bir ümitle koştum… Her şeye rağmen…) 30 yıllık bir suskunluk vardı. Koskoca 30 yıl. 11 Nisan 1980’den 2000’lı yıllara gelinceye kadar Kaftancıoğlu adı basında pek yer almadı. ( Kaftancıoğlu’nun yürekli ve sadık dostu Oktay Akbal, hiç unutmadı köşesinde her yıl yazdı) “Yıllarca öldürülen aydın ve yazarların isimleri hep sıralanır ama Kaftancıoğlu adına ya rastlarsınız ya da rastlamazsınız…” diye dert yandı, Adnan Binyazar.( Belgeselin çekimleri sırasında paylaştı. Kayıtlar mevcut.) Bir de 2000–2010 yılları arasına bakınız lütfen… Kaftancıoğlu adının, yazılı basında ve edebiyat dünyasında ne kadar yer bulduğuna… *** Suskunluğu ve suskun olanları hiç sevmedim… Sevemedim Bu suskunluk bozulmalı ve tarihe not düşülmeliydi. Bu amaç doğrultusunda gece gündüz koştum. Yılmadan bıkmadan, severek, sevinç içinde gülerek ve “Yaşama Sevinci Duygusunu” yüreğimde hissederek. Günler 10 Nisan cumartesine yaklaştıkça, Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun, Dr. A. Naki Kaftancıoğlu’un ve benim koşturmacılarımızda yoğunlaşıyordu… 1-2010 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması Sonuçlanmıştı.( Bu yıl 6 yaşında idi. Benim olmazsa olmazım.) 2-“Bir Garip…” adlı belgeselin hazırlık aşaması ve heyecanı.(Yıllarca bu çalışmayı yapmanın zamanını ve imkânını kolladım. Benim için bir dünyaya bedel.) 3-Kültür sanatın nefesleneceği bir gece olması idi. (Bir Garip ve Öykü aşkına yakışan bir gece olması. Bu ilkede bizim olmazsa olmazlarımızdandı.) *** 10 Nisan Cumartesi. Yunus Emre Kültür Merkezi’ndeyiz. Sorunsuz ve kusursuz bir gece olması için, Dr. Canan Kaftancıoğlu, Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu ve ben koşturuyoruz. 18.45’e kadar boş olan salon birden doldu. Programın başlamasına 15 dakika var. Yer bulmak mümkün değil. Gelenler, haklı olarak “büyük projeler yapıyorsunuz ama neden daha büyük yer bulmadınız…” diye sitem ediyor. Salonda iğne atsanız yere düşmez… Gözleri kör olanlar çekilen görüntülere baksın 19.15’de 25 saatlik çekimin, 45 dakikaya sığdırıldığı “Bir Garip…” adlı belgesel izleyicilerin karşısında akmaya başladı. Saskara’dan Cılavuz’a, Cılavuz’dan Derik’e, Banaz’a, TRT’ye, oradan 11 Nisan 1980’e, yaşayan canlı tanıkların sesleriyle bir su gibi aktı gitti… http://www.umitkaftancioglu.com/fragman.html İzleyicilerin duygu ve akıl yoğunluğu bir an olsan perdeden ayrılmadı. Omuz omuza pür dikkatti izleyiciler. Yıllardır bu eylemin içindeyim, ilk kez sahne ile seyircinin bütünleştiğine tanık oldum. Yukarda belirttiğim gibi olmazsa olmazım, Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nın ödül törenine geçildi. Ödül törenine geçmeden bu konu hakkında da düşüncelerimi yazmak istiyorum. 6 yıldır düzenleniyor. Türkiye’de hemen hemen her ilinden ve dünyanın birçok ülkesinden katılım var.(Kanıtlamak mümkün.) Yani Kaftancıoğlu Öykü Yarışması Türkiye sınırlarını aştı. Ulusal basında yıllardır hep yazıldı çizildi. Gözleri kör, kulakları sağır olanların DİKKATİNE… *** Her Kaftancıoğlu gecelerinde, bana ait olmayan ve ceplerimde biriken kartvizitler… Tanımam bilmem. Gece başlamadan beni kenar çekerler ve elime bir kartvizit tutuştururlar. Sözlü olarak da beni uyarırlar. Benim adımı anos ettir… Bir, iki, üç, dört olsa öp başına koy. Onlarca. Her yıl yaşarım bu kartvizit vaakasını… Elime o kartvizitleri tutuşturanlara, bu gecenin bir yardımlaşma gecesi olamadığını, düğün salonlarında yapılan o çığırtkanlıklara burada yer verilmeyeceğini, her defasında söyledim. Bir düşününüz… Şu aramızda şak şak şak… Bu aramızda şak şak şak… Eeee şu da aramızda… Şak şak şak. Oldu olacak bizim köyün delisi de aramızda… Şak şak şak… Böyle bir geceyi ne Kaftancıoğlu’na nede öykü yarışmasına yakıştırmam ve asla da böyle bir eylem içinde yer almam. Emeği geçen insanlara tabii ki teşekkür edilir bu ayrı. Tekrar gelelim ödül törenine ve yerel gazeteci Sayın Fakir Yılmaz’ın (www.kuzeyanadolugazetesi.com adresinde yayınlanan) yalanlarına. Sayın Fakir Yılmaz’ın yalanlarına geçmeden önce, Kaftancıoğlu gecesine gelişini de belirtmekte yarar var. Yaptığı bir haberle(bu yaşananlardan sonra acaba yaptığı o haber gerçek mi? kuşkusunu taşıdığımı da belirteyim) Her yıl düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü’nü almış. Hayırlı olsun tebrik ederiz… ki duyduğumda arayıp tebrik etmiş duygu ve düşüncelerimi paylaşmıştım.
10 Nisan cumartesi günü, hem Kaftancıoğlu Öykü Yarışması Ödül Töreni var, hem de Metin Göktepe Ödül gecesi var. Sayın Fakir Yılmaz elinde plaketiyle çıkagelmış, Kaftancıoğlu gecesine. Sahnede çekim yapıyordu, kendisiyle merhabalaşarak, “Fakir Abi ne iyi ettin gelmekle çok mutlu oldum gelişine …” dedim. Sayın Fakir Yılmaz, o esnada kulağıma eğilip, “Öztürk ben ödülümle geldim, bunu sana vereyim, sen beni mikrofondan adımı okuyarak sahneye çağır, bir de burada takdim et.” Bu olsa olsa bir şakadır diye algıladım. Meğerse şaka değil geçekten bunu yapmamı istemiş. Bunu nerden anlıyoruz, kendi web sitesinde gazetecilik diline ve ahlakına yakışmayan bir üslupla Kaftancıoğlu gecesini yalan yanlış haber yapmasıyla. İşte Sayın Fakir Yılmaz’ın yalan yanlış ve gazetecilik mesleğine yakışmayan haberinin birinci bölümü(kendi web sitesinde yayınladığı haliyle): “Bu yıl 6. yapılan Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri töreni sırasında Kaftancıoğlu'nu ilk hatırlatan ve başta Ardahan ve Hanak'ta olmak üzere ismini iki caddeye verdirenler olan Bayram Çağlayan, ile Kaftancıoğlu'nun ödül töreni günü Metin Göktepe ödülünü alan Fakir Yılmaz'ın tören konuşmaları sırasında isimlerinin anılmamasının yanı sıra Kaftancıoğlu'nun törenlerinin hamalı olarak bilinen Gazeteci Mustafa Küpeli'nin 'Kaymakamnn Bisikleti Tarla Sürer mi?' adlı bir öykü yazmasına karşın ödüllendirilmemesi katılımcıların tepkisine neden oldu.” SAÇMALIKLARDAN DERLENEN SEÇMELERİN ANALİZİ 1: 1- Sayın Fakir Yılmaz, Ümit Kaftancıoğlu etkinlikleri birilerinin adlarını hatırlatmak ve karvizitlerini anos etmek için hazırlanmış bir etkinlik değildir. Sizin ve arkadaşınızın hangi caddeye Kaftancıoğlu adını verdirdiğinizi (önayak olmuş olabilirsiniz) ne duydum ne de biliyorum. 2- Şimdi düşünelim… Sayın Fakir Yılmaz’a, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü düzenlenen bir törenle TGC’nde verilmiş mi? Verilmiş. Aynı ödülü Kaftancıoğlu’nun gecesinde yeniden takdim etmek, Metin Göktepe’ye saygısızlık olmaz mı? Tabii ki de saygısızlık olurdu. Bu saygısızlığa ne Kaftancıoğlu gecesini, ne Kaftancıoğlu ailesini, nede kendimi alet ederim. 1-Kitaba ödül verilmiyor. Bunu iyice algılamanızı isterim. 2-Ödül vermek ne Kaftancıoğlu ailesinin nede Öztürk Tatar’ın inisiyatifinde. Katılım koşulları içerisinde bize ulaşan dosyalar, edebiyatın önde gelen kalemleri tarafından incelenir. Kaftancıoğlu ailesi ve ben seçici kurulun kararına saygı duymaktan başka bir şey yapmayız. 3-Sizlerin bildiği bazı geceler vardır ya hani… Bol kesenden, herkes birbirine ödül verir. İşte Kaftancıoğlu gecesinde bu görüntüleri göremediniz ve göremezsiniz de. Bu saçmalıklara Kaftancıoğlu gecelerin de asla ve asla izin vermem. Bu davranışımı da iyice bir algılayınız. Aynı haberin ikinci paragrafına geçelim. İnsanların gözünün içine baka baka yalan yanlış yazan bir gazeteciyi(!) ilk kez görüyorum… Sayın Fakir Yılmaz’ın haberinin ikinci paragrafı(Olduğu gibi. Haber içindeki yazım hataları bana ait değildir.): “6 ödülün birden Canan Kaftancıoğlu'na verdirilmesinin de tepkilere neden olduğu gecede Arrahan'ın eski Valisi Selim Cebiroğlu gibi birçok kişi programın, 'Ümit Kaftancıoğlu Ödül' töreni olmaktansa, Kaftancıoğlu Ailesinin Partisi, Öztürk Tatar isimli şahsın kitap satma alanı haline getirildiği yönün de tepkiler aldığı ve bu yüzünden törenin erkenden terk edildiği gözlendi.” 1- Sayın Fakir Yılmaz, Dr. Canan Kaftancıoğlu bir kez plaket vermek için sahneye geldi ve 6 kişiye ödül vermedi. Elinde kendi çektiğin görüntüler var. O görüntüleri izlerken yüzünün rengini çok merak ediyorum. 2-Sayın Fakir Yılmaz, geceye katılanların tepkileri olduğunu yazıyorsunuz. Bana tepkili olduğunu söylediğiniz 10 kişinin adını verir misiniz? Ya da ben size, yurt içinden ve dışından bana ulaşan yüzlerce mesajı ulaştırayım. 3- Ardahan eski Valisi Sayın Selim Cebiroğlu’nun tepki duyduğunu yazmışsın. Buraya biraz daha dikkat et sayın Fakir Yılmaz. Sayın Selim Cebiroğlu, plaket töreninden önce ayrıldı geceden. Geceden sonra sayın Selim Cebiroğlu ile Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu arasında geçen konuşmada, bakın Cebiroğlu ne diyor: “Gece mükemmeldi. Belgeselde kendimi gördüm, çok duygulandım. Her zaman sizinleyim, haktan, halktan yana olan sizin gibi insanlara saygım sonsuz…” dedi. Sayın Fakir Yılmaz, Metin Göktepe aşkına, yaptığın yalan haberle, Sayın Selim Cebiroğlu’nun düşüncelerini bir karşılaştır bakalım. Ve bir düşün aldığın o ödül sana yakıştı mı? 4-Bu ödülleri Kaftancıoğlu ailesi VERİYOR. ALMIYOR. Bunu da iyice algılamanızı rica ediyorum. 5-Daha düne kadar benimle telefon görüşmelerinde nasıl iltifatlar ettiğini mutlaka hatırlarsın, yazmaya gerek yok. Şimdi ne değişti de “Öztürk Tatar isimli şahıs” oldum. Senin adını mikrofondan okutup, verilmiş bir ödülü bir daha verdirseydim, bana edeceğin iltifatlar İstanbul’dan Ardahan’a yol olurdu. 6-Kaftancıoğlu gecesinde, kitaplarının satılması yanlış ise, Kaftancıoğlu’nun eserlerini yarınlara nasıl taşınacağı konusunda neler geliştirebileceğini de çok merak etmekteyim. Tabii YALANDAN VE YANLIŞTAN UZAKLAŞARAK, gerçeklere dönerek kafa yormanı… 7-Töreni sizin yazdığınız yalan haberde olduğu gibi, erken bitirilmedi. Tam tersine biraz daha geniş tutmamız yönünde eleştiriler geldi. 8-Emek kelimesini dilinizden pek düşürmezsiniz, gerçek olsaydı bu eyleminiz, kişisel ihtiraslarınızı geri plana iterek, o gece için verilen çabayı yok saymazdınız. NOT: Sayın Fakir Yılmaz, ta Ardahan’dan gelmişsiniz, yoğunluktan dolayı sizinle ilgilenemedim, bundan dolayı kusura bakmayınız özür dilerim demiştim. O ÖZÜRÜMÜ GERİ ALIYORUM. BUNU DA İYİ BİLİNİZ. SAÇMALIKLARDAN DERLENEN SEÇMELERİN ANALİZİ 4: “Köyün alt başında yalan söylediniz, üst başına çıktığınızda, kendi yalanınıza siz de inandınız…” Sayın Fakir Yılmaz, şimdi arkadaşınız Sayın Bayram Çağlayan’dan incilere başlayalım Hadi siz kendi yalanlarınıza inandınız… Ama başkalarını düşürdüğünüz duruma ne diyelim. Örneğin arkadaşınız olan Bayram Çağlayan’ın düştüğü duruma… Hadi siz gelip görerek yalan yazıyorsunuz. Ya Bayram Çağlayan, izlemeden, görmeden bu kadar yalan nasıl sıralanır şaştım. Bayram Çağlayan sizden esinlenerek almış eline sazı bakalım ne söylemiş… Dinleyelim… Bayram Çağlayan’ın kendi web sitesinden(Yazım hatalarının benimle ilgisi yok. Olduğu gibi aktarıyorum gazetecilerin(!) yazlarını): “Kaftancıoğlu’nun ödülleri ailesine verilmesi ve ailenin bu yanlış uygulamaya sessiz kalması farklı bir soru işareti bence. playbek yapmaktansa, Köy enstitüleri mezunları derneğinden yaşayan bir kaç arkadaşı davet edilerek, onların ağzından Kaftancıoğlu’nu dinlemek olmalıydı. Ayrıca Kaftancı oğlun’u her zaman saygıyla anar ve haberini yapar gazetelerde manşetlere taşıyan ve geçen yıl bu zaman aramızdan ayrılan Gazeteci Ümit KILIÇ için bir iki cümle konuşacak vefalı kimseler yok demek ki, bir Şilt verilemez miydi? Kaftancıoğlu’nun Altı tane ödülü kendi ailesi tarafından alınması ayıp sayılmaz mı? Ümit KAFTANCIOĞLU paylaşım ve eşitlik ilkesinden sapmamış bir aydındı. Sazlı, Türkülü anma hakaretten başka ne olabilir.” Sayın Fakir Yılmaz, bunları neden örneklendiriyorum biliyor musunuz? Sizin yaptıklarınızın, gazetecilikle hiçbir alakasının olmadığını insanlara ve ARDAHAN’a göstermek için yapıyorum. Sayın Fakir Yılmaz’dan esinlenerek, sazı eline alıp döktüren Bayram Çağlayan’ın analizine başlayalım. A- Bayram kardeşim at gözlüğünü çıkart. Kaftancıoğlu ödülleri ailesine verilmedi. Aile öykü yarışmasında dereceye girenlere ödül veriyor. Bunu algılayamadınsa sorun sende, bende değil. Dr. A.Naki Kaftancıoğlu ve Dr. Canan Kaftancıoğlu iki yarışmacıya plaketlerini takdim etti. Bundan daha doğal ne olabilir? Sözlüğü aç “takdim” kelimesinin anlamına bak canım kardeşim… B- Bayram Çağlayan kardeşim, Kaftancıoğlu’nun arkadaşlarının geceye davet edilmesini buyurmuşsun. Çok güzel buyurmuşsun ama yine boşa çalmışsın sazını. Cılavuz’dan başlayım, ölüm gününe kadar yanında olan, sıra arkadaşından tut da, tabutuna sarılan son arkadaşına kadar hepsi belgeselde konuştu. Bundan haberin var mı? Olamaz çünkü yoktun. Belki müsait değildin gelmedin geceye. O zaman neden boş laf etmeye kalkışıp kendini yalancı konuma soktun. C- Bu zamana kadar algılayamadığınız Kaftancıoğlu gecelerini bundan sonra da algılayıp içinize sindireceğinizi düşünmüyorum. Arkadaşım neyin şiltini veriyorsunuz?… Merak ediyorum bu yazıları sizin adınıza başkaları mı yazıyor?… D- Sayın Bayram Çağlayan, tekrar yazıyorum bir daha oku; Kaftancıoğlu ailesi ödül alan değil, ödül veren konumunda. 6 ödülü Kaftancıoğlu ailesine kim vermiş ve niye vermiş. Böyle bir şeyin olmadığını geceye gelen herkes gördü ve elimizde gecenin video kayıtları var. Bir daha yazıyorum; her yıl Kaftancıoğlu ailesi ÖYKÜ ÖDÜLLERİ veriyor, dereceye giren ilk 10 kişiye. ANLADIN MI? Sayın Bayram Çağlayan, bak ne yazmışsın: “Kaftancıoğlu’nun Altı tane ödülü kendi ailesi tarafından alınması ayıp sayılmaz mı?” Kaftancıoğlu ailesi ödül almadığı için ayıp sayılacak bir durum yok ama siz olmayan bir şeyi, size ait olmayan bir sıfatla (yani gazetecilik sıfatıyla) yazıyorsunuz. Asıl “ayıp”ı ve saygısızlığı Kaftancıoğlu ailesine karşı, siz yapmışsınız da haberiniz yok. Geceden sonra ulusal basında çıkan birçok haberle, kendi yalan ve saçmalıklarınızı bir karşılaştırıp aynaya bakınız. E- Yine Sayın Bayram Çağlayan’dan bir dörtlük yazıp analizini yapalım. Kendi yazısından: “Sazlı, Türkülü anma hakaretten başka ne olabilir…” vay vay peh peh. Arkadaşım sen Ümit Kaftancıoğlu’nun türküler için nasıl bir çalışma yaptığını biliyor musun? Ümit Kaftancıoğlu’nun derlediği kaç türküsünün olduğunu, bu türküleri derlemek için gece gündüz köy köy dolaştığını biliyor musun? Peki bilmiyor isen Sayın Fakir Yılmaz’ın sazını neden çalıyorsun? Bırak saz çalmayı Kaftancıoğlu’nun yaşam felsefesi neymiş araştır öğren. Bu konuda sana kaynak verebilirim? Ve ayrıca bir gazete, bir kitap karıştırıp, bir konser izledin mi? Bak Kaftancıoğlu ölümü için hazırladığı vasiyette ne diyor: “Benim için caddeleri dolaşın, bir gazete, bir kitap karıştırın. Bir konser izleyin…” Sayın Fakir Yılmaz, işte sizin ve arkadaşınız Sayın Bayram Çağlayan’ın yazdığı yalan haberin gerçek yönleriyle analize edilmiş hali. O haberi yaptığınız için size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum… Sizi daha iyi tanıdım. Başka türlü tanıma olanağım olamazdı zaten… Yıllardır, sizin gibiler çok çıktı karşıma. Nasıl ki onların Kaftancıoğlu gecelerine gölge düşürmeye güçleri yetmediyse sizinde yetmez. Önümüzdeki süreçte Kaftancıoğlu’nu alanlarda, yine İNADINA TÜRKÜLERLE ANACAĞIZ. Ayrıca, burası Ardahan değil ve Öztürk Tatar’da, Ardahan’da yalan haberlerinizle sindirmeye çalıştığınız insanlardan değil. Sert kayaya çarptınız. Bu arada reklamın iyisi kötü olmaz derler… Hadi yine iyisiniz… Öztürk Tatar Bu haber 120 defa okunmuştur.
|
HABERLERHABER ARAGAZETE MANŞETLERİ |
||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||